Atalay GÜMRAH

Başyazı

Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan koronavirüs salgını henüz sona ermiş değil. Hastalıkla mücadeleyi başarı ile yürüten ülkeler, önlemleri aşama aşama gevşetiyor; ihtiyatı elden bırakmadan normalleşmeye çalışıyor. Umarız hastalığın tedavisi için etkili bir ilaç ve aşı bulunur, böylece hayat da en kısa zamanda eski düzenine benzer bir hal alır.

Umut beslemek ve iyi dileklerde bulunmakla beraber; aynı zamanda mevcut ile nasıl yaşamaya devam edeceğimizi, bu ortamda elimizden gelenin en iyisini nasıl yapabileceğimizi de düşünmemiz gerekiyor. Her ülkede yerel üreticiler, daralan iç pazarlarından aldıkları pay azaldıkça, yurt dışına yöneliyor. Rekabet içeride de, dışarıda da giderek daha çetin bir hal alıyor. Bu rekabette Türkiye, maliyet, kalite, tedarik zincirinde devamlılık gibi son derece önemli kriterlerde ayrışmaya, yarışta iddiasını sürdürmeye gayret ediyor.

Avrupa en büyük dış ticaret ortağımız. Ülkemiz 1996 yılında Gümrük Birliği’nin parçası olduğunda, gazete manşetleri Avrupa’nın üretim üssü ve sanayi alanında AB’nin en büyük iş ortaklarından biri olacağımızı yazıyordu. Takip eden yıllarda yaşadığımız pek çok gelişme bu öngörüyü haklı da çıkardı. Ancak, Çin’in devlet destekli dış ticaret atağı ile diğer ülkelerin üretimde aldıkları mesafe rakiplerimizi arttırdı. AB, diğer alternatif tedarikçileri de portföyüne katınca, AB’nin “sanayide en büyük iş ortaklarından biri olma” hedefinde umduğumuz noktanın ne yazık ki gerisinde kaldık.

Durum böyleyken, COVID-19 krizi sırasında önemli bir gelişme oldu. Avrupa’da ve Avrupa’nın birçok iş ortağında hayat durma noktasına gelirken, Türkiye üretmeye devam etti. Güvenilir bir iş ortağı olduğunu tüm dünyaya tekrar gösterdi. Sınırların, limanların ve depoların kapandığı bir dönemde, binlerce kilometre öteden, ihtiyaçlarını arzu ettiği şekilde karşılayamayan Avrupa ülkeleri Türkiye’nin tedarikte gösterdiği esneklikle zor günleri görece daha kolay aştı. Şimdi bunun arkasını getirmemiz gerektiğine; ekonomimiz güçlü bir stres testinden geçerken, sadece inşaat ürünlerinde değil, tüm sektörlerin ihracata daha çok ağırlık vermesi gerektiğine inanıyorum.

Devam eden pandemi döneminde, başta Hazine ve Maliye; Sanayi ve Teknoloji, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler ve Ticaret bakanlıklarımız olmak üzere, Kamu otoritesinin önde gelen kurumları da, bir yandan üretimin devamlılığı için gereken koşulları oluşturdu ve oluşturmaya devam ediyor, diğer yandan iş dünyamızı daha fazla ihracat için cesaretlendiriyor ve desteklemeye çalışıyor. Sanayi Bakanlığımız, salgının başından bu yana, üretimin sürekliliği için, her aşamada devreye girdi. Bir aksaklık yaşanmaması için yerel yetkililerle hep temasta oldu. Oluşan sıkıntıları süratle giderdi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, istihdamın korunması ve sürekliliği için ihtiyaç duyulan desteği, elindeki bütün imkânları kullanarak gidermeye çalıştı. Ticaret Bakanlığımızın bu süreçte sanal fuarlar, ticaret heyetleri ve e-ticaret sitelerine üyelik desteğini devreye almasının son derece önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum. Özetle, salgının üretime ve ticaret hayatına etkisini azaltmak üzere, vergi ve kredi ödemelerinde sağlanan kolaylıklar, kısa çalışma ödeneğinin süresinin uzatılması, faizlerin indirilmesi gibi önlemler de çalışma hayatımıza son derece olumlu yansıdı.

İçinden geçtiğimiz dönemde yeni deneyimler yaşadık, yeni şeyler öğrendik ve bu öğrendiklerimizi süreçlerimizde daha da verimli olmak için kullanmaya başladık. Normal zamanlarda daha yavaş ilerleyebilecek konular hızlandı… Kurumların ve bireylerin dijitalleşme yolunda hızlanmaları için elimize değerli bir fırsat geçti. Bu nedenle, veriyi anlamlandırmak, bugünkü gibi belirsizliğin arttığı dönemlerde daha da önem kazandı. Önümüzdeki döneme kendimizi, kurumlarımızı, markalarımızı taşımak için daha verimli, daha dijital, daha hızlı ve esnek süreçlere ihtiyacımız artacak görünüyor.

Kamu tarafında alınan önlemlerin, iş dünyası tarafında gösterilen esnekliklerin ve büyük çabanın ne kadar yeterli olacağı, kuşkusuz, salgının ne kadar süreceği ile yakından ilgili. Başta insan sağlığı olmak üzere, ekonomik ve sosyal açıdan salgının en az hasarla atlatılması umudunu koruyor ve bugüne kadar birçok krizi başarı ile atlatan ülkemizin, bu sıkıntılı günlerden güçlenerek çıkacağına içtenlikle inanıyorum.

Bu vesileyle işlerinizde kolaylık, bereket ve esenlik dilerim.


Atalay GÜMRAH
Yönetim Kurulu Başkanı

Başyazı

Beylerbeyi Mahallesi, Havuzbaşı Sokak No: 40 Üsküdar 34676 İstanbul - Türkiye

toprak@toprakisveren.org.tr

0216 422 09 39

0216 422 09 49